senin gelmedi mi?

RÜYA

| 23 Aralık 2008 Salı

Ne çok söylenmemiş sözüm vardı, yazıya dökülmemiş ne çok cümlem. İçimde tuttum hepsini;ama saklamadım hiçbirini.İçime düştüğü vakit öldürdüm her birini.
Küçüktü avuçlarım sığmazdı belki hepsi... Ellerim güçlü olsun yeterdi... Yetti...



Un ufak etti avuçlarım içime düşmüş her bir kelimeyi, rüzgarlarda savruluşunu izledim uçuşan zerrelerin, yavaş yavaş ölüşünü gördüm her bir harfin. Cenaze merasimi ağırlığıyla geçiyordu önümden her bir hatıra, tabut tabut yok olup gidiyordu sözcükler,ölüp gidiyordu işte ses olmasına izin verilmemiş kelimelerim. Hiç üzülmedim... Olması gerektiği için oluyordu her şey nasılsa, bu cümleler de ölmesi gerektiği için ölüyordu.



Bir gece rüyamda söylemişti o hiç bilmediğim, belki de hep duyduğum; ama ayırdına varamadığım ses. "Azıcık ömrün" demişti, az ömründen çalmasın hiçbir şey, onlar seni öldürmeden sen onları öldür demişti...



Uyandığımda yankısını duydum gerilere gidip bedenime çarpan zamanın. "Bencil ol" diyordu her bir yankı, "ağlama kendi ellerinle öldürdüklerine, bırak bakışlarında anlam bulsun hayat, avuçlarını ıslatan gözyaşlarında boğulmasın, güneşe çevir avuçlarını, kendi karanlığında üşümesin parmak uçların" diyordu.



Yüzümü güneşe çevirdim, o serin akşamüstü rüzgarlarında parmaklarımla taradım saçlarımı, her bir telin savruluşunu izledim sonra arkama düşen bulut grisi yansımalarda...