
Ey yayın dünyası sana sesleniyorum.
Ya allahaşkına bir durun artık demek istiyorum ve diyorum efendim.
Öncelikle şunu çok merak ediyorum.Dizi konseptini kim, hangi ara bu kadar geliştirdi? Eskiden böyle değildi sanki, bu kadar dizi izlenir miydi? Zannımca bu kadar değildi. Tamam, işin bu kısmını geçtim azar azar dozlarla bir şekilde bu bağımlılık sağlanmış, yayın dünyası bunu başarmış. Öyleyse şimdi ne yapılabilir?
A)Evdeki tv camdan atılır
B)Tv'ye kıyılamaz ama hiç açılmaz
C)Dayanılamaz tv açılır,Türk kanalları izlenmez(digitürk,kablolu tv vesaire bağlatılır)
D)Hiçbiri(kişisel bir yöntem bulunabilir)
Bu şıklardan birini seçtik diyelim, problem bununla da kalmıyor ki. Sen kararını verdin, herhangi bir uygulamayı seçtin. Ya aynı evi paylaştığın,paylaşmaktan öte kendi kanından, kendi canından insanları(aile gibi) nasıl kurtaracaksın bu illetden. Maalesef kurtaramayacaksın; çünkü hastanın iyileşmesi için tedaviye cevap vermesi gerekir. Hasta inatla "bugün, yarim yarim ben neyledim dizisi var, gidip hemen tv'nin ekranına yapışmalıyım,reklam girdiğinde, arada öbür kanaldaki 'tanrım aşksız ölecekmişim' e al atmalıyım diyorsa, işte bu çaresizliğin baş gösterdiği noktadır.
Bunları neden mi diyorum? Korkuyorum, çaresizim, dizi bağımlısı olmak istemiyorum. Ben kaçıyorum, onlar kovalıyor. Dur durak yok, bi nefes aldırmak yok. Kimselere söz geçiremiyorum, görmek istemiyorum, duymak zorunda kalıyorum. Duyduklarım beni daha çok korkutuyor.
Akla ziyan replikler ayrı bir felaket;ama asıl felaket artık karakterleri tanımaya başlamam ve izlediği kısmı kaçıran dizi müdavimi "bu kim ?" diye sorduğunda "falancanın dayısının oğlunun torunu, şu kızın da sevgilisi. Şu kadın da aslında bu çocuğun annesiymiş, yıllarca herkesi yemiş bunlar" diyebilmem.
Nolur biri bu gidişata dur desin, yeter artık. Hayır kendim için bir şey istediğimden değil, ben gözümün önünde kandırılan, duyguları suistimal edilen, sömürülen aileme, akraba , eş dost, ve din kardeşlerime üzülüyorum ..
Ya allahaşkına bir durun artık demek istiyorum ve diyorum efendim.
Öncelikle şunu çok merak ediyorum.Dizi konseptini kim, hangi ara bu kadar geliştirdi? Eskiden böyle değildi sanki, bu kadar dizi izlenir miydi? Zannımca bu kadar değildi. Tamam, işin bu kısmını geçtim azar azar dozlarla bir şekilde bu bağımlılık sağlanmış, yayın dünyası bunu başarmış. Öyleyse şimdi ne yapılabilir?
A)Evdeki tv camdan atılır
B)Tv'ye kıyılamaz ama hiç açılmaz
C)Dayanılamaz tv açılır,Türk kanalları izlenmez(digitürk,kablolu tv vesaire bağlatılır)
D)Hiçbiri(kişisel bir yöntem bulunabilir)
Bu şıklardan birini seçtik diyelim, problem bununla da kalmıyor ki. Sen kararını verdin, herhangi bir uygulamayı seçtin. Ya aynı evi paylaştığın,paylaşmaktan öte kendi kanından, kendi canından insanları(aile gibi) nasıl kurtaracaksın bu illetden. Maalesef kurtaramayacaksın; çünkü hastanın iyileşmesi için tedaviye cevap vermesi gerekir. Hasta inatla "bugün, yarim yarim ben neyledim dizisi var, gidip hemen tv'nin ekranına yapışmalıyım,reklam girdiğinde, arada öbür kanaldaki 'tanrım aşksız ölecekmişim' e al atmalıyım diyorsa, işte bu çaresizliğin baş gösterdiği noktadır.
Bunları neden mi diyorum? Korkuyorum, çaresizim, dizi bağımlısı olmak istemiyorum. Ben kaçıyorum, onlar kovalıyor. Dur durak yok, bi nefes aldırmak yok. Kimselere söz geçiremiyorum, görmek istemiyorum, duymak zorunda kalıyorum. Duyduklarım beni daha çok korkutuyor.
Akla ziyan replikler ayrı bir felaket;ama asıl felaket artık karakterleri tanımaya başlamam ve izlediği kısmı kaçıran dizi müdavimi "bu kim ?" diye sorduğunda "falancanın dayısının oğlunun torunu, şu kızın da sevgilisi. Şu kadın da aslında bu çocuğun annesiymiş, yıllarca herkesi yemiş bunlar" diyebilmem.
Nolur biri bu gidişata dur desin, yeter artık. Hayır kendim için bir şey istediğimden değil, ben gözümün önünde kandırılan, duyguları suistimal edilen, sömürülen aileme, akraba , eş dost, ve din kardeşlerime üzülüyorum ..