diyesim geldi

senin gelmedi mi?

Unutulmayanlara İthafen

| 27 Kasım 2009 Cuma
Sonra hatanın aslında başından beri kendisinde olduğunu anlayıp bütün valizlerini boğazın sularına fırlattı ve sürgün bir şehirde dönüşü meçhul mahkumiyetine ağlarken anılarını denklere sardı. Ne vakit bir dost sıcaklığı arasa o denklere sarıldı. Güneye giden otobüslere el salladı, trenlere gıpta ile baktı. Zamanı yetmedi, bir mektup yazamadı. Parası yetmedi, gidip varamadı. Gücü yetmedi, imkanları zorlayamadı. Ama bildi ki bir gün denkleri yüklenip batmak üzere olan güneşi sağ yanına alacaktı.

Gökyüzüne Bakmayı Unutma!

|

...
dostları özlemle kucaklamayı unutma!

çocuk sevmeyi

çiçek koklamayı unutma!

en zorlu anındayken kavganın

gökyüzüne bakmayı unutma!
A.B.

cevaben bir mektup yazdım-yollayamadım- ama unutmadım..


"Geçmişinin aydınlık ve karanlık günlerindeki çocuksu gülüşünü arayan en yakınımdaki ve en uzağımdaki insanlarıma diye bir not düşmüştüm tertemiz bir sayfanın ortasına"..



"bir an/ bir heykelin gözüyle seyredebilsem/ masmavi gökyüzünü" diyen satırlarını koymuştun sen de hemen isminin önüne. Dost olduğumuzu bir kere daha hissettiğimiz o akşamüstünün sıcağında..


Bunları unutmadım..



O da "Sis ve Gece" diye tekrarlamıştı, huyuydu bu onun, sesin ahengini bir kere daha havada yakalamak ister gibiydi. Kelimelerimi sevdiği o günü de unutmadım, bunu yapmalıyım diyerek ayrıldığı şehre geri döndüğünde hatanın nerde olduğunu arayan, sorgulayan bakışlarını da..

sonsuza kadar

| 05 Kasım 2009 Perşembe

geceler yürür üstüme,

lanet salarlar

tutunduğum düşlerime...


acılar içinde fırlarım yataktan,

dalarım kör sokaklara...


acıtır oldu canımı

bu kayboluşlar!

köşebaşında bir çocuk ağlar...

koşarak geçerim yanından,

kanlı gözlerine bakarak.


tıpkı senin yaptığın gibi

aldatarak çocukluğumu

koşuyorum yol boyunca

sonsuza kadar...
kale'00

HEP EKSİK... HEP EZİK

| 24 Ekim 2009 Cumartesi

bu kentin gri sabahları bitiriyor beni!

ağlamaklı şarkılar dolanıyor dilime

ve

bir yanım hep eksik

bir yanım

hep ezik yaşıyor hayatı...


çocukluğum geçiyor sabah sisleri içinden

bir duvara dayanmış

yorgun...

şaşkın...

umutlu...

ve misketler azaldıkça avuçlarında,

tükeniyor gülüşlerim dudaklarımda...


bu yüzdendir belki de

bir yanım hep eksik

bir yanım

hep

ezik yaşıyor hayatı...


KALE'99

VUSLAT-I AHMER

| 29 Eylül 2009 Salı

bülbül idi tahir

gül idi zühre


vuslat-ı ahmerde

bülbül

vurulda laleye;

neylesin zühre?

SİNN

| 23 Eylül 2009 Çarşamba

bazen susuyorum;

saatlerce...

günlerce...

haftalarca...

ve aylarca...

ve hatta

sonsuza kadar susmak istiyorum...


sonsuza kadar susarak,

kendi penceremden seyretmek istiyorum

insanları...

dostları...

dünyayı...


konuşmak ağır geliyor bazen

kurşun gibi patlıyor kulaklarımda

söylenenler,

söyletenlerin sesi

susuyorum...


ağır geliyor bu yüreğe

gülüşlerimle boyadığım baharları

ölüme teslim etmek;

can dostları,

kardeşleri

bir avuç toprakla örtmek

ağır geliyor!


taşıyamıyorum...

anlatamıyorum...

susuyorum...


buz gibi bir yatağa uzanıyorum geceleri;

içim daha da soğuk

üşüyorum...


derken bir rüzgar esiyor ansızın;

açık penceremden içeriye giriyor

yüzümü,

saçlarımı okşuyor...

gözyaşlarımın tutunacak umudu kalmıyor

umutsuz gözlerimde;

gözyaşlarım

yastığa düşüyor


gözlerim ıpıslak...

sokaklar,

kaldırımlar gibi...


"ağlamaz" deme taşlar,

bak

onlar da ağlıyor işte

sen

görmesen de...


ve saat sabahın beşi...

güneş doğuyor...

çalıyor karanlığı benden!

umutlarımı çalanlar gibi...

renkli balonlarımı,

boyalarımı,

hiç uçurmadığım uçurtmamı elimden alanlar gibi

o da

gözyaşlarımı çalıyor benden!

bu aydınlık sabahlar boğuyor beni;


taşıyamıyorum...

anlatamıyorum...

susuyorum...

BAHAR II

| 07 Eylül 2009 Pazartesi

sen yine resimler çiz


serkeş bahar ikindilerinde,


sevdaya


ve


aşka dair…


savur gülüşleri


o savruk çocukluklara;


gülüşleri,


yangın gibi…