Unutulmayanlara İthafen
Sonra hatanın aslında başından beri kendisinde olduğunu anlayıp bütün valizlerini boğazın sularına fırlattı ve sürgün bir şehirde dönüşü meçhul mahkumiyetine ağlarken anılarını denklere sardı. Ne vakit bir dost sıcaklığı arasa o denklere sarıldı. Güneye giden otobüslere el salladı, trenlere gıpta ile baktı. Zamanı yetmedi, bir mektup yazamadı. Parası yetmedi, gidip varamadı. Gücü yetmedi, imkanları zorlayamadı. Ama bildi ki bir gün denkleri yüklenip batmak üzere olan güneşi sağ yanına alacaktı.
Gökyüzüne Bakmayı Unutma!
Gönderen
Melikaa
zaman:
15:16
|

...
dostları özlemle kucaklamayı unutma!
çocuk sevmeyi
çiçek koklamayı unutma!
en zorlu anındayken kavganın
gökyüzüne bakmayı unutma!
A.B.
cevaben bir mektup yazdım-yollayamadım- ama unutmadım..
"Geçmişinin aydınlık ve karanlık günlerindeki çocuksu gülüşünü arayan en yakınımdaki ve en uzağımdaki insanlarıma diye bir not düşmüştüm tertemiz bir sayfanın ortasına"..
"bir an/ bir heykelin gözüyle seyredebilsem/ masmavi gökyüzünü" diyen satırlarını koymuştun sen de hemen isminin önüne. Dost olduğumuzu bir kere daha hissettiğimiz o akşamüstünün sıcağında..
Bunları unutmadım..
O da "Sis ve Gece" diye tekrarlamıştı, huyuydu bu onun, sesin ahengini bir kere daha havada yakalamak ister gibiydi. Kelimelerimi sevdiği o günü de unutmadım, bunu yapmalıyım diyerek ayrıldığı şehre geri döndüğünde hatanın nerde olduğunu arayan, sorgulayan bakışlarını da..
sonsuza kadar

geceler yürür üstüme,
lanet salarlar
tutunduğum düşlerime...
acılar içinde fırlarım yataktan,
dalarım kör sokaklara...
acıtır oldu canımı
bu kayboluşlar!
köşebaşında bir çocuk ağlar...
koşarak geçerim yanından,
kanlı gözlerine bakarak.
tıpkı senin yaptığın gibi
aldatarak çocukluğumu
koşuyorum yol boyunca
sonsuza kadar...
kale'00
HEP EKSİK... HEP EZİK

bu kentin gri sabahları bitiriyor beni!
ağlamaklı şarkılar dolanıyor dilime
ve
bir yanım hep eksik
bir yanım
hep ezik yaşıyor hayatı...
çocukluğum geçiyor sabah sisleri içinden
bir duvara dayanmış
yorgun...
şaşkın...
umutlu...
ve misketler azaldıkça avuçlarında,
tükeniyor gülüşlerim dudaklarımda...
bu yüzdendir belki de
bir yanım hep eksik
bir yanım
hep
ezik yaşıyor hayatı...
KALE'99
SİNN

bazen susuyorum;
saatlerce...
günlerce...
haftalarca...
ve aylarca...
ve hatta
sonsuza kadar susmak istiyorum...
sonsuza kadar susarak,
kendi penceremden seyretmek istiyorum
insanları...
dostları...
dünyayı...
konuşmak ağır geliyor bazen
kurşun gibi patlıyor kulaklarımda
söylenenler,
söyletenlerin sesi
susuyorum...
ağır geliyor bu yüreğe
gülüşlerimle boyadığım baharları
ölüme teslim etmek;
can dostları,
kardeşleri
bir avuç toprakla örtmek
ağır geliyor!
taşıyamıyorum...
anlatamıyorum...
susuyorum...
buz gibi bir yatağa uzanıyorum geceleri;
içim daha da soğuk
üşüyorum...
derken bir rüzgar esiyor ansızın;
açık penceremden içeriye giriyor
yüzümü,
saçlarımı okşuyor...
gözyaşlarımın tutunacak umudu kalmıyor
umutsuz gözlerimde;
gözyaşlarım
yastığa düşüyor
gözlerim ıpıslak...
sokaklar,
kaldırımlar gibi...
"ağlamaz" deme taşlar,
bak
onlar da ağlıyor işte
sen
görmesen de...
ve saat sabahın beşi...
güneş doğuyor...
çalıyor karanlığı benden!
umutlarımı çalanlar gibi...
renkli balonlarımı,
boyalarımı,
hiç uçurmadığım uçurtmamı elimden alanlar gibi
o da
gözyaşlarımı çalıyor benden!
bu aydınlık sabahlar boğuyor beni;
taşıyamıyorum...
anlatamıyorum...
susuyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

