diyesim geldi

senin gelmedi mi?

sonsuza kadar

| 05 Kasım 2009 Perşembe

geceler yürür üstüme,

lanet salarlar

tutunduğum düşlerime...


acılar içinde fırlarım yataktan,

dalarım kör sokaklara...


acıtır oldu canımı

bu kayboluşlar!

köşebaşında bir çocuk ağlar...

koşarak geçerim yanından,

kanlı gözlerine bakarak.


tıpkı senin yaptığın gibi

aldatarak çocukluğumu

koşuyorum yol boyunca

sonsuza kadar...
kale'00

HEP EKSİK... HEP EZİK

| 24 Ekim 2009 Cumartesi

bu kentin gri sabahları bitiriyor beni!

ağlamaklı şarkılar dolanıyor dilime

ve

bir yanım hep eksik

bir yanım

hep ezik yaşıyor hayatı...


çocukluğum geçiyor sabah sisleri içinden

bir duvara dayanmış

yorgun...

şaşkın...

umutlu...

ve misketler azaldıkça avuçlarında,

tükeniyor gülüşlerim dudaklarımda...


bu yüzdendir belki de

bir yanım hep eksik

bir yanım

hep

ezik yaşıyor hayatı...


KALE'99

VUSLAT-I AHMER

| 29 Eylül 2009 Salı

bülbül idi tahir

gül idi zühre


vuslat-ı ahmerde

bülbül

vurulda laleye;

neylesin zühre?

SİNN

| 23 Eylül 2009 Çarşamba

bazen susuyorum;

saatlerce...

günlerce...

haftalarca...

ve aylarca...

ve hatta

sonsuza kadar susmak istiyorum...


sonsuza kadar susarak,

kendi penceremden seyretmek istiyorum

insanları...

dostları...

dünyayı...


konuşmak ağır geliyor bazen

kurşun gibi patlıyor kulaklarımda

söylenenler,

söyletenlerin sesi

susuyorum...


ağır geliyor bu yüreğe

gülüşlerimle boyadığım baharları

ölüme teslim etmek;

can dostları,

kardeşleri

bir avuç toprakla örtmek

ağır geliyor!


taşıyamıyorum...

anlatamıyorum...

susuyorum...


buz gibi bir yatağa uzanıyorum geceleri;

içim daha da soğuk

üşüyorum...


derken bir rüzgar esiyor ansızın;

açık penceremden içeriye giriyor

yüzümü,

saçlarımı okşuyor...

gözyaşlarımın tutunacak umudu kalmıyor

umutsuz gözlerimde;

gözyaşlarım

yastığa düşüyor


gözlerim ıpıslak...

sokaklar,

kaldırımlar gibi...


"ağlamaz" deme taşlar,

bak

onlar da ağlıyor işte

sen

görmesen de...


ve saat sabahın beşi...

güneş doğuyor...

çalıyor karanlığı benden!

umutlarımı çalanlar gibi...

renkli balonlarımı,

boyalarımı,

hiç uçurmadığım uçurtmamı elimden alanlar gibi

o da

gözyaşlarımı çalıyor benden!

bu aydınlık sabahlar boğuyor beni;


taşıyamıyorum...

anlatamıyorum...

susuyorum...

BAHAR II

| 07 Eylül 2009 Pazartesi

sen yine resimler çiz


serkeş bahar ikindilerinde,


sevdaya


ve


aşka dair…


savur gülüşleri


o savruk çocukluklara;


gülüşleri,


yangın gibi…

DELTA

| 06 Eylül 2009 Pazar

bütün bir gün...

bütün bir akşam...

ve hatta

şimdi de gece...

bu odada;

sessiz,

sakin,

sensiz,

sevgisiz,

aslında kimsesiz...

akıtarak gözyaşlarımı

karanlığın deltasına

acılarımı suluyorum

büyüsünler diye...


kale'01

Basit İstekler Listesi

| 07 Ağustos 2009 Cuma
Bu yazıyla çok önemli konulara değinmek, açık yaralarımıza parmak basmak isterdim ; fakat olay sadece gelişigüzel yazmaktır benim için şu anda.Maksat yerini bulur mu gerçi, bundan bile şüpheliyim;ama karalamaya çalışayım.
Mesela bir istekler listesiyle başlayabilirim yazmaya. Bütün isteklerim aklıma gelir mi ya da sıralamayı başarabilir miyim bundan da emin değilim sanırım. Hayatımın ufak tefek istekleri sıralamasını yapabilirm en basitinden. Neden olmasın.
İlk baş güneş istiyorum. Ee yaz günü güneşten bol ne var değil mi ? Öyle değil işte, kumun - denizin arasında yerini alması gereken güneşten istiyorum. Güneşle birlikte üçlemeyi tamamlayan diğer iki önemli öğeyi de istiyorum tabiki . Fotoğraf makinası cazip bir fikir mesela, fotoğrafları seviyorum çünkü, geriye dönüp bakıldığında o anın en bilinçli tanığı sayılabilirler. Çok klişe oldu evet; ama öyleler. Birlikte geçirilen herhangi bir zamanı yanınızda bulunan şahsiyete sorsanız "aaa öyle miydi hatırlamıyorum" diyebilir; ama fotoğrafa bakıldığında durumun içler acısı rezaleti ya da olumlu açıdan bakarsak o günün sırıtkan, neşeli yüzleri gözümüze çarpabilir.
Konudan fazla sapmadan diğer ufak tefek isteklerimi hatırlamaya-çalışmaya- devam. Can sıkıntısı anlarında oynamak için bir kedi isteyebilirim ;lakin geçersiz istek!Elimde zaten bir adet bulunmakta ki kendisi oyun oynamayı çok gerilerde bırakmış, münzevi yaşamı seçmiş bir yaratık. Gözlerimin renkli olmasını da isteyebilirim, mavi değil ama yeşile çalabilirdi mesela. Bisiklet binmeyi de özledim, bisiklet de isteyebilirim. Eğlenceli bir yol arkadaşıyla! Bilmediğim, görmediğim yerleri görmek isteyebilirim, kaybolup yolu bulunca sevinebilirim sonra da yön duygumun gelişmiş olmasıyla gurur duyabilirim. Geçenlerde bir reklamda gördüğüm o elbiseyi isteyebilirim ve o elbiseyi taşıyan zat kadar bana da yakışmasını. An itibari ile mantarlı bir pizza da isteyebilirim.
Çok basit isteklerimin gerisinde, yine bunlara benzer basit istekler de dahil olmak üzere bir sürü şey vardır elbet ama " ıhmm,düşüneyim,acaba ben ne isterdim" diyince insanın aklına bir şey gelmiyormuş. Sanırım hatırlamak için çağrışımlar da gerekli.
Son olarak da Pınar'ın ölmemesini isteyebilirim, evet. Birçok gidenin memnun zannedildiği o yere gitmeye yardımcı olan o gemiye uzunca bir zaman binmesin.Sen hissettiğin yaştasın Pınar, unutma..(Yalnız bu, basit istek değildir, yaşamsal gereksinimdir)